20 Eylül 2019 Cuma

“Öldürülüp kaybedilen havalimanı işçisi kim?”

Havalimanı şantiyesinde rögarda cansız bedeni  bulunan işçi için “Öldürüp kaybettiğiniz işçi kim ve nerede” diye soran 3’üncü Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu, “İş cinayetlerini gizleme, bilgi karartma çabaları karşısında bütün duyarlı bireyleri gerçekleri yayan bir mecra olmaya çağırıyoruz” dedi.

3’üncü Havalimanı İşçileriyle Dayanışma Platformu, 3 gün önce havalimanı şantiyesinde rögarda cansız bedeni  bulunan işçi cinayetine dikkat çekmek amacıyla Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İstanbul Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Öldürüp kaybettiğiniz işçi kim ve nerede? 3’üncü Havalimanı şantiyesinde işlenen son cinayetin örtbas edilmesine izin vermeyeceğiz” pankartının açıldığı eylemde sık sık “Kaza değil bu bir cinayet”, “İnşaat işçisi köle değildir” ve “Çalışırken ölmek istemiyoruz” sloganları atıldı. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ali Şeker ve sendika yöneticilerinin yanı sıra birçok kişi katıldı.

Basın açıklamasını Dev Yapı İnşaat Yol Sendikası (Dev Yapı-İş) Genel Sekreteri Nihat Demir yaptı.

‘TANIKLARIN TELEFONUNDAN KAYITLAR SİLİNDİ’

3 gün önce kimlik bilgisine dahi ulaşılmayan bir işçinin cenazesinin şantiyedeki rögarın içinde işçiler tarafından bulunduğunu belirten Demir, “İşçilerin ensesinde her daim hazır ve nazır bekleyen görevliler, cinayetlere engel olmak yerine örtbas etmeye çalıştılar. Tanık işçilerin telefonları ellerinden alınarak kayıtlar silindi. Bu havalimanının, dünyanın en büyük coğrafi alanına sahip ve 90 milyon yolcu kapasiteli olmasıyla övünen yetkililerden de, İGA’dan da, Çalışma Bakanlığı’ndan da, cinayeti soruşturmakla yükümlü adli makamlardan da tek bir ses, bir açıklama yok. İktidarıyla patronuyla bu ‘büyük prestij projesinin’ sahipleri için, polisi, jandarması, adliyesi, meslek ahlakından yoksun yazarları için bu cinayet hiç işlenmedi. Hatta bu isçi hiç var olmadı. Örtbas etme çabaları, mutlak suskunlukları başka neyi gösterir” dedi.

‘BU DEFA CİNAYETİ GİZLEYEMEDİLER’

Sorunlara dikkat çeken işçilerin, sendika yöneticilerinin ve destekleyenlerin hakkında dava açıldığını ancak savcıların, sorumlu İGA yöneticileri hakkında bir soruşturma açıp açmadığını soran Demir, “Şimdi ölen işçinin ailesine ulaşılmasını engellemek için, başka deyişle, ailenin cenazeye ulaşmaması için ellerinden geleni yapacaklar. Gizleme çabası ve sessizlikleri bunun içindir. Bunu da başarsalardı kimsesizler mezarlığına bir işçi daha gömülecekti. Belki biz bilmeden bu ‘büyük prestij yatırımının’ inşaatında öldürülen bilinmez sayılı işçilerin yanına birisi daha eklenecekti. Ama bu sefer, son cinayet gizlenemedi. Şunu da biliyoruz ki bu cinayetin gizlenememiş olması, havalimanı işçilerinin talepleri için ayağa kalkmaları ile her kesimde, işçilerde, vicdanlarda artan bir farkındalığın eseridir” ifadelerini kullandı.

‘İKTİDAR ÇOBAN ATEŞİNİN YAYILMASINDAN KORKUYOR’

3’üncü havalimanı işçilerinin isyanının bütün nedensellikleri ortaya koyan büyük bir “çoban ateşi” olduğuna dikkat çeken Demir, “Sermayenin ve iktidarlarının korkusu, bu ateşin yayılması, karanlığın aralanmasıdır. Direnen işçilere uygulanan yoğun baskılar, tutuklamalar bu korkunun eseridir. Ve elbette bu son örnekte görüldüğü gibi, 3 gün önce işledikleri cinayeti örtbas etme, gizleme çabası da bu korkunun ürünüdür” dedi. Havalimanı işçilerini haklı talepleri için verdikleri haklı mücadelelerini yükselteceklerini yineleyen Demir, iş cinayetlerini gizleme, bilgi karartma çabaları karşısında her duyarlı bireyi ve kurumu gerçeği yayan birer mecra olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırdı.

Ardından söz alan Ekmek ve Onur İşçi Derneği Üyesi, Köroğlu İnşaatta çalışıp ücretini alamayan ve 29 gündür eylemde olan Taner Mutlu, “Bursa’da çalışırken bir arkadaşımız 18’inci katta düştü. Arkadaşımın paramparça cesedini topladığım için nezarette tutuldum. 3 gün sonra beni serbest bıraktılar ve dediler ki ‘bu bir intihardır’. Olaya intihar süsü verildi. Savcı 6 saat gelmedi” sözleriyle yaşadığı bir olayı anlattı. İş güvenliğinin olmadığına vurgu yapan Mutlu, “Büyük firmalarda biraz özen gösteriliyor ama yap sat sistemi adı altında kentsel dönüşüm yapılan inşaatlarda iş güvenliği hiçbir şekilde yok. Yetkililer iş güvenliği için dört ayda bir gelip imza alıp gidiyor. Ve sadece patronla görüşüyor. İşçiyle görüşmüyor. Senin iş güvenliğin var mı diye hiç sormuyor. Biz buna karşıyız” diye konuştu. Bütün sendikalara seslenen Mutlu, “İnşaat işçilerinin sesi sizinle çıkar siz var oldukça inşaat işçileri kendi haklarını savunur. İnşaat işçileri mafyatör sisteme esirdir şu anda. İnşaatlarda mafyatör sistem istemiyoruz. Her inşaatta bir mafya ve o mafyanın bir koruyucusu vardı. Bunu hepimiz biliyoruz. İnşaatlarda cinayet işleniyor. Mafya serbest bırakılıyor” diye belirtti.

‘YÜKSELEN HAVALANI DEĞİL İŞÇİLERİN MEZARIDIR’

Daha sonra söz alan CHP Milletvekili Ali Şeker de, “3 yıl önce Mecliste ‘işçiler ölüyor tedbir alın’ dedik. Soru önergesi verdik. Bu tedbirler alınmadığı için çok sayıda işçi arkadaşımız maalesef katledildi. Orada yükselen havalimanı değil 38 işçinin mezarıdır. Orada kimin çalıştığı, kimin öldüğü ve kimin öleceği belli değil. İnsanlar insanca koşullar altında çalışmak istedikleri için hapse tıkıldılar. Güçlünün haklı olduğu değil haklının sesine kulak verilen bir Türkiye için haklı olan işçilerin yanındayız” dedi.

‘CİNAYETİN ÜSTÜNÜ KİM ÖRTÜYOR’

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ise sermayenin ve hukukun en temel hak olan yaşam hakkını hiçe saydığını belirterek, “Sadece sermaye değil iktidar açısından da durum aynı. İktidar en temel hakları hiçe sayıyor. Sermaye de AKP’den destek aldığı için o da tüm yasal hakları yok sayıyor” diye belirtti. Yaşanan iş cinayetini çok vahim olduğunu ifade eden Gülüm, “İş cinayeti birinin öldürülmesi sonrasında mı gerçekleşti? Ortada başka türlü bir vaka mı var? Bu cinayetin üstünü kim örtüyor? Kim kapatıyor? Buna dair hiçbir sorunun cevabının maalesef alamıyoruz. Bu olayla ilgili Çalışma Bakanlığını aramaya çalışıyoruz. Muhatap bulmaya çalışıyoruz. Konunun aydınlatılmasın için ilgililerle bağlantı kurmaya çalışıyoruz. Ama hiçbir şekilde telefonlarımıza dönen olmuyor. Ölen işçinin adını bile öğrenmiş değiliz. Yine bir iş cinayetinin üstü örtülmeye çalışılıyor. Bu bir suçtur” şeklinde konuştu.

MA

Okumadan Geçme

Leyla Güven’in açlık grevinin 157. gününde İHD’den basın açıklaması

"Süresiz ve Dönüşüınsüz Açlık Grevi”nin 157. gününde İHD Hapishane Komisyonu tarafından basın açıklaması düzenlendi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir